< miskin - Blogcu





aptal televizyon

Selamlar saygılar....bugünlerde öss mösese derken azda olsa tembellik etmek istiyor bedenim..ee kolay deil fıtık olmaya aday bedenim bürosit koltuğu 6 ncı saatten sonra pek yemiyor arada koltuk denilen rahat şeye oturup keyif yapması lazım doğal olarak....bende napıyorum eğer günlerden çarşambaysa avrupa yakası, perşembe ise kurtlara hele hele cuma oldu mu arada bir içeri bir gidip ev halkının seyrettiği hatırla sevgiliye bakıyorum olan olaylara filan.. İi güzel hoşta beni rahatsız eden bu seyrettiğim diziler falan değil!! beni rahatsız eden abicim bu televizyonda niye hiç bir doğru düzgün bir başarı hikayesi veren dizi film yada ve benzeri olaylar yok?**aslında cevabı basit bir iki kişinin tekeline geçmiş saygı değer medyamız bizlere başarısızlıklarımızı  kötü olayları adam öldürmeceleri öyle aşkları maşkları seyrettirerek bize biz başarısız ve arabesk toplumuyuz duygusunu şırıngayla vermeye çalısıyor...bu arada yanlış anlaşılmasın benim sözüm seyredenlere değil o aptal gazetecilerin dediği gibi olay sarmadıysa kanalı zapla mantığı çok saçma nereye zaplayım hepsi aynı bok... tabi bunada cevap seyretme kitap oku...doğru doğruda benim cnm tv seyretmek istiyor eee bir iki diziye bakan gerisini merak eder normal olarak ama bu onun başarılı olduğu anlamına gelmez hemde hiç gelmez çünkü kendini seyrettirmek başarı değildir abuk subuk herşeyi seyredebilir insan... bizim dünya kadar başarı öykülerimiz hemde dünya kadar bu hikayeler niye dizi olmuyor bir cahit arfı anlatan dizi veya film niye yok benim güzel ülkemd... aaaaa ama bak haksızlık etmeyelili adamlar şimdi yaprak dökümünü verdi benim reşat nurimin eserini üstüne sıça sıça verdiler...cumhuriyetin ilk yıllarındaki o başarı hikayeleri romanlarından artık eser yok tvdeki hiçbirşey içimizde başarma duygusunu tetiklemiyor... bir zamanlar çalıkuşları vardı köy köy dolaşırdı içinde hem aşk hem başarı öyküsü vardı... nese lafı fazla uzatmıcam kafamı meşgul ettiği için yazma gereği duydum kendimce daha ileri gidip yazmadım dizi dizi şöyle küfrede küfrede neden saçma olduklarını ama şunu demekte yarar görüyorum elin amerikalısının türkiye versiyonu kanalındaki haberler bile bizim (bence namıııı değer aaaaa ali kırca haber aç oğlum aç ) ali kırca habere bin basar çünkü haberlerde diziler gibi iğrenç..bu arada farkındayım uzatıyorum hala kendimi tutamayarak ama o haberlerde bile klasik tablo: bababa bababa bak heh  eline almış mikrofonu teyze limon kaç para pazarda ne kadar zam oldum yok türban yok bilmem ne derken dünyadan tek bir haber yok..benim milletime karamsar haber izlete izlete sen başaramazsın sen çalışkan değilsin sen zeki değilsin mesajını yediriyor..yedir aq daha nereye kadar yedircen elin amerikalısı bile sizden daha ii haber verirken sen daha nereye kadar gidecen bakalım..nese ben bunlara küfür ediyorum ve en iisi terbiyemi takliyim gidip netgeo wildimi seyrediyim sizlere ii günler ii seyirler aptal medyamızdaki kanllarda.. saygılarımla

not: dilbilgisi hatalarım için özür bir türlü beceremedim öğrenim hayatımda yazım kurallarını napiyim o da ayrı bir başarısızlık ama neyse artık tekrar hoşkalın esen kalın hepinize donsuz geceler....

Düşüyorum sonsuzda

Saçlarım dalgalanıyor

Rüzgar bağırıyor kulaklarımda

Bıraktım bedenimi

Hızla gidiyorum

Giderken yok oluşa

Simsiyah karanlıkta

Sanki bir dipsiz kuyuya

Yalnızlığımla düşüyorum

Düşüyorum uçarcasına

Düşüyorum..

Düşüyorum..Düşüyorum

Oyun

Karanlığın kucakladığı kocaman bozkırda duran binlerce kapı.Onlar zaman kapıları arkasında ne olacağını bilemeceğiniz sağo sola yatmış kimisi havada kimisi yerde duran irili ufaklı kapılar.Birini düşünmeniz fazlasıyla yeterli.İster isteyin ister istemeyin kapılar sizin duyamacağınız fısıltılarla açılır ve kapanır.Aslında hangi kapıdan girceğiniz bellidir.Çünkü bu oyunda akılda kandrılan.Kendi seçtiğini zannetmesi için bütün ayıntılar çok iyi düşünülmş.En ufak bir şüphe duyması kendi sınırlarının küçültülmesi dışında imkansız.Aklın istemesi mümkün olmayan şey kendini sıkıştırmak dar alanda yaşamak.Bİz böyle kabul ediyoruz o da böyle kabul ediyor.Onun dışındakilerde böyle kabul ediyor ve tüm bu saydıklarımın dışındakiler sadece böyle kabul etmiyor.En iyisi sınırları bilmezden gelmek.Bir anda bir kapıyı düşünmek düşünüp içine dalmak.Herkes böyle kabul etmez sadece ben ve o böyle düşünüyor bilmiyorum.Çünkü bizi arıyor bulmaları gerek.Binlerce kapının ardında da olabilir hiçbir kapının arkasında da.Yani var olmayabilirde!Tahmin yürütmeye gerek yok böyle saçmalıkla uğraşmak sadece zaman kaybı.Zamanı boşa harcamak bu oyunda amaçsız kalmak demektir.Bunu herkes bilir bir daha söyleme gereği duymuyorum.Hepimiz biraz zaman kaybettik aslında bunun sonucları ağır oldu amacımızı unuttuk tekrar hatırlamamız gerekiyor.Aslında ben hatırlıyorum öyle düşündüğünüz kadar karamsar değilim.Sadece yanlış veya doğru olduğu belli olmayan bir yerdeyim.Karanlık ve belirsizlikle olması yanlış gibi görülsede içimde umudun olması doğru gibi hssettiriyor.Umut doğru olanda olabilir doğru olmayanda olabilir.O öyle söylüyor ama hepimiz ona çok yakınız böyle olduğunu bilmemeiz hepimiz için iyi olur şimdilik.Çünkü o da biliyor aslında o da beni buldu yada ben onu ikisinin arasında çok fark yok ufak bir fark var belkide oda yok.Burda önemli olan karanlık ve soğuk olması.Kaybet çok kolay bulma çok zor.Ben ise zor olanı seçiyorum.Eğer kaybedersem yine onu arıyacağım belkide zaman yetmeyebili bunu kim bilebilir ki??Ben bilmiyorum ama şuan onu düşünecek kadar bile vaktim yok.amaç bana çok yakın hatta o benim amacım.Siz böyle düşünmeyebilirsiniz ama ben böyle düşünüyorum.Belkide ikimiz arasında bu farı görmezden gelebiliriz.Bilmem gerek ve emin olmam gereken sizde bu işin içinde misiniz??İsterse beni bu oyundan atabilir ve hedefine ulaşmış olur.Ulaşmazsada durum değişmez.Gökyüzünün karanlık ve havanın soğuk olması yeterli yanlış yoldan gitmek için belkide doğru olan budur.Bunu kim bilebilir ki? Ben bile bilmiyorum.Sadece o cesaret edemiyor.Çünkü şuan güçsüz ve böyle olmamasını kabul ediyor.Peki biz napıyoruztabi ben dışında?Ben söyleyeyim diğerleri beni karanlıkta göremiyor bu soğuk havada üşüdüğümü bilmiyor.Monotonluk esas bu oyunda bilseler bile onlar için zaman kaybı.Çünkü ben olmadan asla bilemezler.Bundan eminim oyunun kuralı böyle.Bu zaman dışındaki kurallardan biri.Zaman onun benim lması için yeterli ama sadece biraz sabır.Aslında söylemek gerekiyor bu tam bir kesinlik gerektirmesede olması gerekn olabilir.Veya bir ihtiyaç kadar önemsiz.Çünkü şuanlık bilmemesi oyunu devam edip etmemesi açısından bir sorun olduğu söylenemez.Bunu ne ben şimdi söyleyebilirim ne de o ilerde söyleyebilir.Çünkü benim şimdi söylediklerimi o sadece hissedebilir.Ama bilebilceğini sanmıyorum oyun onun ilerde söylemesini ve bilmesini isteyecek bunu bizim dışımızda kalanlar söylüyor.Ya da yanılıyor olabilir bunu onlarda bilmiyorlar bence.Söylüyorlar ama bildiklerini bilmiyorlar.Bu her zaman olan bir durum.Kendilerinin buldukları veya kendilerinin sayesinde bulununan düşünce değil söyledikleri.Bu sadece insanın biyolojik özelliklerinden biri bazı sesleri çıkarabilme yeteneği.Durmadan kendilerine ait olmayan sözcükleri dillerinin kıvrım hareketleriyle akıcı bir şekilde söylüyorlar.Bize sadece duymak kalıyor olabilir.Bunları tek tek onlara sormak lazım.Doğrulundan emin olmak için.Ama yapamayız çünkü yeteri kadar vaktimiz yok.Aslında teorik olarak yok normalde var.Tabiki ama bu az zamanı onları düzeltmek için harcayamam.Şuan yapmam gereken vakit harcamam gereken birkaç bölüm daha var.Bunların hepsi kendi hayatımla ilgili.Sıcak bir suya elini sokmaklaonun buharına elimi tutmak kadar yapacaklarımda aynı şeyler.Ama kapılar farklı ve herbiri farklı kapıya ait.Onların ardında ne olduğunu bilemem bunu bize oyunumuz gösterecek.Ama kısaca söylemek istiyorum ben bu oyunu kazanmak istiyorum.Bu asla karşı koyamayacağım heyecan.İnsanın kalbinde biyolojik olarak çarpıntı yapmasını sağlayan belki kimyasal belki fiziksel bir heyecan olabilir.Sadece ve inanın sadece etkisini hissedebildiğim mükemmele yakın bir duygu olduğunun düşünmekteyim.Gittikçe artıyor arttıkça büyüyor.Ve sarsıp arttıkça canımı yakıyor.Bütün bunlara değer çünkü umut benim artık.Benim bu yenilgiye gitmemi en çok isteyenlerden bile daha çok istiyor.Bende itiraz etmek veya direnmek istemiyorum.Çünkü gariptir siz belki miskinlikte diyebilirsiniz gerçi ama ben bu oyunu kazanmak için elimden geleni yapmayı düşünebilmekteyim.Sizin oynamayı sevmenizden farklı olarak.

Lanet Olsun!!..

Bugün aptallıklarla uğraşmama günü!! Beyin,vücut,genler...Bunların hepsi birer oyun sizde anlayın artık nolur!İnsanlar onlarla uğraşmaktan kendi güzelliğine vakit ayırmıyor bile..Bir insan ben şuyum ben buyum diye isimlerinin başına -cı, -ci, -cu (gibi) aldığı sıfatlardan ötürü, istediği zaman istediği yerde konuşamıyorsa ben o kişinin içinde bulunduğu insanlıktan şüphe ederim.Doğru-yanlış,haklı-haksız ne önemi var? Hepimiz aynı yerden çıktık aynı yere gitmiyor muyuz??..Hadi bütün bu laf salatısını geçtim yalan ve var olmayan bir köşede yaşıyoruz ya hani; o zaman şu karman çorman uzayda sölenecek sözlerin ne önemi var?Bu yüzden ve inanın sadece bu yüzden haykırıyorum bağrıyorum yırtnıyorum düşünce özgürlüğünün olmadığı yere lanet olsun...Lanet olsun sana,bana ve bu özgürlüğü yaşatmayan diğer tüm insanoğlu insanlara diye.... 

Başladığını Sanmak

Herşey sanmakla başlar..Sevdiğini sanmak, sevildiğini sanmak, düşündüğünü sanmak..


« Önceki ::